El yazım genelde beğenilir. Sağ elimi kullanarak yazdıklarımı görenler etkilenir. Ancak, sağ elimi bu kadar etkin kullanmak, sol elimle yapabileceklerimi ve beynimin sağ tarafını kullanma becerimi belki de sınırlıyordu. Bu yüzden kızım Dide ilkokula başladığında, ben de onunla birlikte yazı yazmayı yeniden öğrenmeye karar verdim. İşin zorlu tarafı ben sol elimle yazacaktım. Kendimize birer güzel yazı defteri aldık, tabii ki ona pembe, bana mavi kapaklı olanından. Her akşam, o kendi ödevlerini yaparken, ben de sol elimle onunla aynı alıştırmaları yapıyordum. Böylece, hem iş gününün ardından zihnimi dinlendirebiliyor, hem kızımla birlikte anlamlı bir paylaşım yapabilme fırsatı yaratmış oluyor, hem de yeni şeyler öğreniyordum.

Sol elimle yazarken öğrendiğim ilk şey, kalem kalitesinin önemiydi. Tamamen hâkim olabildiğim sağ elimle hangi kalemi kullanırsam kullanayım güzel yazabiliyordum. Bu yüzden, kalemin kaliteli olmasından ziyade, estetik olarak güzel olmasına göre değerlendiriyor ve güzel görünen bir kalem almaya çalışıyordum. Fakat sol elimde durum aynı değildi. Tamamen hâkim olamadığım sol elimle bir de yeterince iyi olmayan kalem kullanarak yavaş ve kötü yazıyordum. Kalınlığı, formu ve iyi ayarlanmış ağırlık merkeziyle ergonomik bir tasarıma sahip olan, aynı zamanda kâğıt üzerinde rahatça hareket edebilen yumuşak ama solgun renkli olmayan bir uca sahip kaliteli bir kalemle çok daha rahat ve düzgün yazabildiğimi fark ettim. Yazıyı yazan yine benim, yazma bilgimde değişen hiçbir şey yok ama kullandığım kalem yazdığım yazının güzelliğini ve yazma süremi oldukça etkiliyor. Yanlış donanım, kaliteli iş çıkarmayı zorlaştırıyor, hatta engelliyordu.

Şirket yönetiminde kullanılan araçlar, doğru bilgi sunarak doğru kararlar almanıza yardımcı olmalıdır ve bu kalite, ucuz olmayabilir. Ekipler de böyledir; deneyimli, nitelikli çalışanlara yatırım yapmadığınızda, ucuz ama verimliliği düşük çalışanlarla daha çok çalışmak zorunda kalırsınız. Çıktınız ise tatmin edici olmaktan çok uzak olacaktır. Kalitesiz araç veya insan kaynağı, bir yöneticiyi her zaman daha fazla çalışmaya, kaliteden ödün vermeye zorlar. Her meslekte aynı ise daha ucuza yapacağını söyleyen birileri her zaman bulunur, ve siz ömür boyu pişman kalırsınız.

Bu deneyim, beni alışkanlıkların körleştirici etkisini fark etmeye itti. Sağ elimle rahatça yazmak, alternatifleri düşünmeme engel olmuştu. Halbuki sol elimin potansiyeli hep yanımdaydı. Aynı şekilde, günlük hayatta kullandığımız alışkanlıklarımızı gözden geçirmek, sorun yokmuş gibi görünse de yeni çözümler geliştirmemize olanak tanıyabilir.

Kızımla bu süreci paylaşmak, ona başarma konusunda bir model sundu. Yaşadığımız zorluklar farklı olsa da bir yandan ona zorluklarla karşılaşmanın normal olduğunu, bir yandan da yeteri kadar çalıştığımızda zorlukların aslında o kadar da ürkütücü olmadığı ve bizi geliştirdiğini gösterdim. Bu süreçte öğrendiğim bir şey de Mark Twain’in şu sözüyle özetlenebilir: “Hayatımda pek çok endişem oldu; çoğu hiç gerçekleşmedi.” Endişe, aslında hiç alınmamış bir borcun faizini ödemek gibidir.

Posted in

Leave a comment